Antik Dünyanın En Korkunç Silahları

Spread the love

Geçmişten günümüze düşmana korku salmak ve ona en yüksek acıyı çektirmek için insanlar daima arayışlarını sürdürmüşlerdir. Antik atalarımız, birbirlerine saldırmanın en korkunç ve acı verici yollarını bulmak için birbirleriyle yarışıyor görünmekteler. Hatta geliştirdikleri silahlardan daha üst seviyede acı çektirecek modern bir silah bulunmadığını iddia etmek bile mümkündür. Acıyı arttırma ölümü hızlandırma ve kaçınılmaz kılma anlamında her biri birbiriyle yarışan yüzlerce olmakla birlikte yarattığı dehşet ve şok etkisiyle popülerlik bakımından öne çıkan on silahı hep beraber öğrenelim.

Kulverin

Kulverinler Orta Çağ’dan kalma silahlardı. Bunlar, atlılar tarafından sık sık Arta Çağ’da sürüşle ateş ederek kullandılar. El kulverini barut ateşlemek için tasarlanmış küçük bir delik hariç, bir ucunda kapalı basit bir düz bükey borudan yapılmıştır. Tüp, kol altında tutulabilen ahşap bir parça ile sabitlenen özel bir kabzaya sahiptir. Kulverinin ana gövdesini oluşturan tüp, barut ve kurşun ile doldurulur. Kulverin, içi barut ve kurşun doldurulan namlunun kundak kısmında yer alan deliğe fitil yardımıyla ateşlenirdi. Kulverin zamanla at üzerindeki şövalyelerin de kullandığı bir taşınabilir el topu şeklinde gelişme gösterdi. El kulverinleri 40 kg ağırlığa kadar ulaşmaktaydı buna rağmen taşınabilir kulverinler cüsseli ve kuvvetli şövalyeler tarafından yarattığı dehşet etkisi nedeniyle çokça tercih edilmekteydi. Şövalyelerin kullandığı bu tür kulverinler, yeniden yüklemeyi kolaylaştırmak için arka yükleme sabotları ile donatılmışlardı ve modern topun öncülü olan bu kulverinler gemilerde sıkça kullanılıyordu.

Boğadikeni

Türkçeye boğadikeni olarak çevrilen bu silah batı dillerinde genel olarak ‘kaltrop’ terimiyle isimlendirilir. Bir kaltrop iki (veya daha fazla) keskin çividen oluşan veya diken misali takılma, saplanma özelliği olan bir silahtır. Kaltropun esas özelliği her ne şekilde zemine bırakılırsa bırakılsın sivri ve batmaya müsait tarafın zarar vermeye hazır olmasıdır. Kaltroplar atların, savaş fillerinin ve insan birliklerinin ilerlemesini tıpkı mayınlar gibi yavaşlatır. Hatta kaltroplara antik çağın ateşli olmayan mayınları desek yanlış olmaz. Kaltropların develerin yumuşak ayak tabanlarına karşı özellikle etkili olduğu tarih kitaplarında yer alan bir şeydir.
Modern zamanlarda kaltropların, işçi grevleri ve diğer toplumsal olaylarda kullanıldığını görmekteyiz. Kaltroplar, bu gibi vakalarda araç lastiklerini bertaraf etmek, yayan müdahalelerin önüne geçmek için kullanılmaktaydı. Grevlerde kaltropların kullanımıyla ilgili en yakın ve bilinen olay 1990’ların ortalarındaki Caterpillar grevi sırasındadır. Bu grevlerde kaltroplar o kadar yaygın kullanılmışlardır ki grevlerin yaşandığı Illinois eyaleti, bu tür silahlara sahip olmakla ilgili bir yasa çıkarmıştır.

Kızgın Yağ

Özellikle Orta Çağ ve daha öncesinde etrafı surlarla çevrili şehir sakinleri ve kale sahipleri tarafından çokça kullanılan silahlardan biri de kızgın yağdır. Kızgın yağlar, lojistik ihtiyacının iyice azaldığı ve düşman saldırısı kaleye tırmanmaya vardığı aşamada tercih edilen bir silahtı.
Kale ve şehirlerin kuşatıldığı savaşlarda kale içindeki halka seferberlik emri gereği evlerindeki yağları kızartıp getirmeleri emredilir ve bunlar kale veya surlara tırmanmaya çalışan düşman askerlerinin üzerine dökülerek feci şekilde yanan düşman askerinin püskürtülmesi sağlanır. Yağa maruz kalan askerler çok feci şekilde yandığı için kızgın yağ askerler tarafından lanet bir silah olarak görülmüştür. Kızgın yağ petrole göre daha ucuz olduğu için şehir savunmacıları tarafından çokça tercih edilmiştir.
Kaleler, genellikle kızgın yağı daha kolay ve pratik bir şekilde istilacıların üzerine dökmek için özel oyuklara sahip olacak şekilde dizayn edilirdi. Çok etkili oldular ki cinayet delikleri dediler. Bu oyuklar aynı zamanda düşman okçu ve mızraklılarının hedefi haline gelmeden ok ve taş atmaya da yarardı

Kundaklı Yay

Arbalest olarak isimlendirlen bu silah antik çağdan itibaren günümüzde bile modernize edilen versiyonlarıyla oldukça etkili bir silah olarak kullanılmıştır. Arbalest , günümüzde de kullanılan ve tatar yayı olarak bilinen hafif versiyonundan 22 kg.lik ağırlıkları 500 metreye kadar atabilen daha büyük versiyonları olan bir silahtır. Çoğunlukla çelik bir yayın veya muhtelif iplerin gerilim gücünden faydalanılarak oluşturulan arbalestler kuvvetli ve ani etkileri sayesinde savaş alanlarının lanet silahlarından biri olarak kabul edilmiştir. Tecrübeli bir arbalestçi dakikada iki ok veya nesne fırlatabilir. Arbalestler bazen insanlık dışı ya da namert silah olarak düşünülmüştü, zira tecrübesiz biri tarafından yapılan bir atış, bir ömür boyu eğitim almış bir şövalyeyi öldürmekteydi. Bu özelliğinden dolayı arbalestler Papa II. Innocent tarafından uzun bir süre yasaklandı.
Arbalestlerin uzun süre en etkili ve korkulan silahlarından biri olma ünvanları ateşli silahların çıkışına kadar sürmüştür.
Günümüzde arbalestlerin kullanımı, ölümcül atış özelliklerinden dolayı karmaşık bir yasal statüye sahiptir.

Hunga Munga

Hunga Munga, ilk olarak Tchad Gölünün güneyinde bulunan Afrikalı kabileler tarafından kullanılmış ve ismini de bu kabilenin savaşçılarından almıştır. Bu ilginç savaş silahı, bu civarda yaşayan diğer kabileler tarafından farklı isimlerle ifade edilir. Marghiler tarafından “danisco”, Musgular tarafından “goleyo” ve Bagirmiler tarafından “njiga” olarak da adlandırılır. Elde taşınan bu silah sıradışı görüntüsü ve birden farklı saldırı tipine hizmet eden yapısıyla birçok filmde de yer almıştır. Kavisli, hilal şeklinde bir alt bölüm ve tutamağın hemen altında ayrı bir sivri uç olan metal uçlu bir bıçak vardır. Yine baltaya benzer alt kısmın hemen üstünde uzun bir çift taraflı sivri kısım vardır. Silah göğüs göğüse savaşta savaşçı tarafından elle kullanılır
Afrika’ya has bu ilginç bıçak, savaşçı tarafından bir dönme hareketi ile ( Avustralya bumerangine benzer şekilde) fırlatılır. Bıçak tıpkı komando kaması gibi fırlatıldığında saplanma özelliğine sahiptir. Bıçağın çıkıntı oluşturan diğer kısımları saldırı sırasında hasım üzerinde derin yaralara neden olur. Hunga Mungaların birçok şekil ve boyuta sahip çok değişik varyantları vardır. Hunga Munga, Orta Çağ boyunca Orta Afrika’dan Tchad Gölü’ne, Batı Afrika’daki Gaboon’un Afrikalılarına kadar Afrika’da Yukarı Nil’de kullanılıyorlardı (ve halen kullanılmaktadır).

Sabah Yıldızı

Sabah Yıldızı (bazen de goedendag veya kutsal su püskürtücüsü olarak da bilinir), bir veya daha fazla keskin sivri uçların çıktığı gürz benzeri silahlar için kullanılan bir terimdir. Bunlar genellikle köylü silah olarak düşünülür, ancak zenginler için yapılmış çok kaliteli olanları da vardır.
Bu silahlar, özellikle düşmanın baş kısmına isabet ettirildiğinde son derece etkiliydi.
Sabah yıldızı saldığı kötü namla birçok oyun veya filmde de kendine yer bulmuştur. Mortal Kombat Deception, oyununda Havik karakteri dövüşlerinde yanında bir sabah yıldızı taşır. Sabah Yıldızı Zindan ve Ejderhalar oyununda Kutsal Silah olarak kabul edilir.

Ölü Bedenler

Orta Çağ’da savaşın an iğrenç ve gayri ahlakı uygulamalarından biri de hastalıklı ölü bedenlerin biyolojik silah olarak kullanımlarıydı. Yaygın veba ve diğer salgın hastalıklar nedeniyle Avrupa’nın birçok ülkesi imha edilmesi gerekn cesetlerle doluydu. Bu cesetlerin insaniyetlerini kaybetmiş savaş baronları için kullanışlı birer biyolojik silahtı! Çoğu kale kenti kendilerini düşman tarafından aşılmayacak kadar büyük duvarların ardına tıkarken dışarıdan içeriye tek bağlantı su kaynaklarıydı. İşte cesetler kale halkına ulaştırılmak için çoğunlukla bu su kaynaklarına veya şehre giden ırmaklara bırakılıyor ve şehir halkına bu şekilde hastalık bulaştırılıyordu.
Yine salgın hastalık taşıyan cesetlerin mancınık yardımıyla da kale surlarından içeri fırlatılması da tarihte kendine yer bulan saldırı yöntemlerinden biri olarak kaydedilmektedir.

Trevuşa / Catapult

Trevuşanın icadı ve kullanımıyla birlikte, tarihte kale saldırıları konusunda önemli bir eşik açılarak tarihin seyrinin değişmesine kapı aralanmıştır. Trevuşa muhtelif germe ve fırlatma mekanizmalarına sahip çok güçlü bir mekanizmadır. 140 kg.ye kadar ağırlıkları 750 metreye kadar fırlatmaya imkan sunmasıyla günümüzdeki topların yerini tutan bir silah olarak hayli güçlü bir etki yaratmıştır. Trevuşalar yardımıyla büyük surlarla korunan kentlerin içlerine yıkıcı kaya veya metaller atılarak kale savunması kolayca aşılmıştır. Trevuşalar surların içine yalnızca tahrib kuvveti yüksek kaya-metaller atmak için değil aynı zamanda salgın hastalık taşıyan cesetlerin, arı kovanlarının, petrole bulanmış yanan cisimlerin atılması için de kullanılmaktaydı.
Trevuşalar on ikinci yüzyılda Akdeniz çevresinde Hıristiyan ve Müslüman topraklarında yoğun olarak kulanıldı. Trevuşalar, M.Ö. 4. yüzyılda Çin’de icat edildi, M.Ö. 6. yüzyılda Avrupa’ya geldi ve barutun kullanımından çok sonra 16. yüzyıla kadar da kullanılmaya devam edildi.

Yunan Ateşi

Denizlerde sakin bir gün ve aniden yerden üzerinize yağan nesnelerden çıkıp yayılan ateş denizi tutuşturmaya başlıyor. İşte Yunan ateşi tam olarak böyle bir silah. Yunanlılar Grejuva adı verilen bu silahı ilk olarak MS 670 yıllarındaki deniz savaşlarında kullandılar. Bu silahın kullanımına şahit olan bir savaşçının bu silahla ilgili ifadeleri , nasıl bir dehşet silahı olduğunu anlatmaya yeterdir: -Yunan ateşiyle karşılaştığında ne yapıyorsun?
“Bize bu silahla ateş atıldığında diz çöküyoruz ve bizi bu tehlikeden kurtarması için Rabbimiz’e yalvarıyoruz”
Yunan ateşinin nasıl bir silah olduğu ve tarifi özel olarak korunan bir sırdı. Pek az kimse bu silahın tarifini bilmekteydi. Ancak modern bilim adamlarının bu silahın içeriğiyle ilgili birkaç tahmini bulunmaktadır: petrol, niter, kükürt; veya naftalin, sönmemiş kireç, kükürt; veya fosfor ve tuz . Tarif ne olursa olsun, eşyalar gemide bir kazanda ısıtıldı ve düşmanın üzerine dev bir püskürteç yardımıyla fırlatılırdı. Yunan ateşini diğer yanıcı kimyasallardan ayıran özelliği suda da yanmaya devam edebilmesiydi. Bu yüzden bu silah denizcilerin korkulu rüyası olmuştu.

Tırpanlı Araba

Tırpanlı araba , hem görüntüsü hem de muharebe sahasındaki etkileri nedeniyle savaş tarihini en lanet silahlarından biri olarak kabul edilmiştir. Tırpanlı araba, arabanın aksın her iki ucuna bir veya daha fazla tırpan benzeri çift tarafı keskin kılıç takılmış bir savaş arabasıdır. Tırpanlı araba, dört atlı bir ekip tarafından çekilmekteydi ve bu arabanın üç kişilik bir mürettebatı bulunmaktaydı; bir şoför ve iki savaşçı tarafından idare edilirdi araç. Teorik olarak tırpanlı arabanın piyade çizgileri boyunca sürülmesi, savaşçıların yarısı kadar bir hattın yarılması veya en azından hücum yapılan çizgide boşlukların açılması amaçlanırdı.
Bıçaklar, arabanın yan tarafındaki akslara monte bir şekilde dışa doğru bir metre boyunda yatay olarak uzanıyordu. Cunaxa savaşındaki tırbanlı arabaları anlatan bir görgü tanığı olan Xenophon, “Bunların aksın aksine ve sürücü koltuğunun altına doğru uzanan ince bir bıçaklar vardı, yere doğru dönmekteydi bu bıçaklar” diyor.
Messalaya tarafından yönetilen Ben Hur’un (burada “Yunan savaş arabası” veya “gagalı araba” olarak anılacaktır) savaş arabasına bir tıraş arabası görülebilir. Tırpanlı arabalar ayrıca Gladyatör filminin Colosseum sahnesinde de görülür.

Kaynak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.